Ülkemizde özellikle baharat olarak bilinmekte olan zencefil bitkisinin toprak altı kısımları halk arasında yatıştırıcı ve karminatif (gaz giderici) amaçlı kullanılmaktadır. Bilimsel adı Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) olan bitkinin rizomları (yumruları) Zingiberis rhizoma drogunu vermektedir. Çin tıbbında 5000 yıldır kullanıldığı bilinen drogun kokusu kuvvetli ve hoş, lezzeti ise batıcıdır. Bitki Güneydoğu Asya’da doğal olarak yetişmekte ve Hindistan, Nijerya, Tayvan ve Jamaika’da kültürü yapılmaktadır. Tarihi kaynaklarda bitkinin 12. yy. öncesinde Hindistan’da kültürünün yapıldığı kayıtlıdır. Antik Yunan ve Roma döneminde baharat olarak kullanıldığı ve Ortaçağ döneminde Avrupa’da ticaretinin yapıldığı da yine kaynaklarda yer almaktadır. Drog Jamaika ve diğer Batı Hindistan adalarına İspanyollar tarafından tanıtılmıştır. Zencefilin ticareti ise 1547 yılının başlarında büyük miktarda drogun Batı Hindistan’dan İspanya’ya gönderilmesi ile önem kazanmıştır. Drogun içerdiği etken maddeler ve biyolojik aktivitesi üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Yapılan klinik ve deneysel çalışmalar drogun geniş spektrumlu antiemetik olduğunu, in vitro olarak yapılan çalışmalar ve hayvan deneyleri ise antioksidan, antitümorojenik, antilipidemik, immünmodülatör, antimikrobiyal, antiviral etkilerinin olduğunu, aynı zamanda kardiyovasküler sistem üzerinde de olumlu etkilerinin bulunduğunu göstermektedir [1-3].
Kimyasal Bileşimi:
Drog %5-8 oranında oleorezin taşır. Oleorezinin %20-25′ini drogda bulunan uçucu yağ oluşturur. Bu uçucu yağın ana bileşenleri; kamfen, β-fellandren ve 1,8-sineol, geranial ve neral’dir. Monoterpen olarak limonen, mirsen, α-pinen, borneol, sitronellol, geraniol, geranil asetat ve linalol gibi bileşikler de bulunur. Bunların dışında %30-70 oranında seskiterpen yapısında olan β-bisabolen, (-)-zingiberen, (+)-ar-kurkumen, (-)-β-seskifellandren, farnasen uçucu yağın bileşiminde yer alır. En önemlileri gingeroller ve şogaoller olan acı bileşikler oleorezinlerin %25′ini oluşturur. Drogda bulunan diğer bileşikler ise; diarilheptenonlar, diterpen laktonlar, 6-gingesülfonik asit ve monoaçildigalaktozil gliseroller ile nişasta ve müsilajdır [2-6].
Etki ve Kullanılışı :
Zencefil rizomlarından izole edilen bileşikler üzerinde in vitro ve in vivo olarak yapılan çalışmalar, drogun pozitif inotrop, antitrombotik, antioksidan, antilipidemik etkilerinin bulunduğunu ve migrene karşı etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmalarda safra, gastrik sistem ve tükrük salgısını arttırdığı görülmüştür [2].
In vitro ve In vivo Çalışmalar:
Antiplatelet Etki:
In vitro çalışmalar sonucunda, zencefil sulu ekstresinin araşidonik asit, ADP, epinefrin ve kollajenle indüklenmiş platelet agregasyonunu etkili bir şekilde inhibe ettiği görülmüştür [5].
Zencefil ekstresi ve gingerol, gingerdion ve [6]-şogaol’ün de aralarında bulunduğu bazı zencefil bileşenlerinin 5-lipooksijenaz aktivitesini inhibe ederek ve bazılarının da potansiyel COX-2 inhibisyonu yaparak platelet agregasyonunu inhibe ettiği de gözlenmiştir[2].
Antioksidan Etki:
Zencefilin kimyasal bileşiminde bulunan [6]-gingerol, [6]-paradol ve zingeronun lipit peroksidasyonundan koruyarak antioksidan etki gösterdiği pek çok hayvan deneyi ile gösterilmiştir [6]. In vitro olarak gerçekleştirilen doza bağımlı bir çalışmada, zencefilin OH, O2 ve ABTS+ serbest radikallerini süpürücü etkisi bulunduğu saptanmıştır. Zencefilin radyoprotektif etkisi de buna dayanmaktadır [5].
Sitotoksik Etki:
In vitro olarak yapılan bir çalışmada zencefil bileşenlerinin insan promiyoloit lösemi hücreleri (HL-60) üzerinde DNA sentezi üzerine etki ederek sitotoksik aktivite gösterdikleri saptanmıştır. Sitotoksik aktivite ve antiproliferatif etkinin apoptosis indükleyici etki ile ilişkili olduğu bildirilmiştir [5].
Antimikrobiyal ve Antifungal Etkiler:
Sulu etanollü zencefil ekstresinin in vitro olarak gram-pozitif ve gram negatif bakteriler üzerine etkili oldukları görülmüştür (Staphylococcus aureus, Streptococcus pyogenes/pneumoniae ve Haemophilus influenzae, Pseudomonas aeruginosa, Salmonella typhimurium ve Escherichia coli). Zencefil kökü metanol ekstresinden izole edilmiş olan [6], [8], [10]-gingerol ve [6]-şogaol’ün Helicobacter pylori üzerine etkili olduğu saptanmıştır. Gingerol içeren fraksiyonların en yüksek aktiviteye sahip olduğu belirtilmiştir. [10]-gingerol ve [6]-gingerdiol’ün 1mg/ml den daha düşük dozda 13 patojene karşı antifungal etki gösterdiği gözlenmiştir. Sulu etanollü ekstrenin Candida albicans üzerine doza bağlı olarak artan antifungal etki gösterdiği belirtilmiştir [6].
Antienflamatuvar Etki:
Zencefil antienflamatuvar etkisini siklooksijenaz ve 5-lipoksijenaz enzimlerinin inhibisyonu sonucu lökotrin ve prostaglandin sentezini azaltarak gösterir [2]. Yapılan in vivo çalışmalar, oral olarak uygulanan zencefil ekstresinin sıçanlarda pençe ödemini azalttığını göstermiştir [5].
Antiemetik Etki:
In vivo olarak yapılan hayvan deneyi çalışmalarında, sulu etanollü zencefil ekstresinin antiemetik etkilerinin olduğu ve bu etkinin şogaol ve gingerollerden kaynaklandığı belirtilmektedir [6]. Etki mekanizmasını diğer antiemetiklerden farklı olarak santral sinir sistemi ve lokal gastrointestinal sistem üzerinden gösterdiği bildirilmiştir [2].
Kardiyovasküler Sistem Üzerine Etki:
1984 ve 1986 arasında sıçanlar üzerinde yapılan bir çalışmada [6]-şogaol’ün kan basıncını düşürdüğü ve bradikardi yaptığı görülmüştür [6].
Gastrointestinal Sistem Üzerine Etki:
Zencefilin aseton ekstresi 6-şogaol, 6,8 veya 10-gingerol’ün farelere oral uygulanması ile gastrointestinal motilitenin arttığı gözlenmiştir. Zencefilin bu etkisinin 6,8 ve 10 gingerollerin antiseratoninerjik aktivitelerinden kaynaklandığı ve bu nedenle kusma ve hazımsızlığı önleme ve azaltmada yararlı olduğu gösterilmiştir [5].
Klinik Çalışmalar:
Antiemetik Etki:
Çift kör, randomize ve plasebo kontrolü olmayan bir çalışmada zencefilin taşıt tutması üzerine etkisine, bu alanda kullanılmakta olan 6 ilaçla (skopolamin, dimenhidrinat ile kafein, siklizin, sinnarizin, sinnarizin ile domperidon, meklizin ile kafein) karşılaştırmalı olarak bakılmıştır. 1489 katılımcı üzerinde deniz yolculuğu esnasında yürütülen çalışmada yolcuların %78.3′üne yolculuktan 2 saat önce 500 mg zencefil verilmiş ve yolculuk esnasında 6 saat boyunca semptom görülmemiştir. Şiddetli bulantı ve kusma sıklığında diğer test grubu ile zencefil verilen grup arasında istatistiksel açıdan önemli bir fark gözlenmemiştir.
Gebeliğin ilk aylarında aşırı kusma gözlenen 27 gebe ile yürütülen bir çalışmada günde 1 mg (4 defa 250 mg olmak üzere) zencefil 4 gün boyunca verilmiş, kusma durumunun plaseboya oranla belirgin olarak düzeldiği ve herhangi bir olumsuz etki ile karşılaşılmadığı belirtilmiştir. 1 denekte gözlenen düşük vakasının zencefil kullanımı ile bağlantısının olmadığı, diğer deneklere ait bebeklerin gelişiminin normal olduğu bildirilmiştir [2,5].
Antienflamatuvar Etki:
Romatizmal ağrıları ve kronik bel ağrısı olan 113 hasta ile yapılan bir çalışmada %5-10 zencefil ekstresinin ağrı noktalarına uygulanmasından sonra ağrıda tam ya da kimsi azalma, eklem şişliğinde azalma ve eklem fonksiyonlarında iyileşme gözlenmiştir [5].
Osteoartiritte görülen ağrılar üzerine yapılan bir klinik çalışmada ağrı şiddetinin azaldığı gözlenmiş ve bu konuda drogun ümit verici etkileri olduğu belirtilmiştir [6].
Ameliyat Sonrası Oluşan Bulantı ve Kusma Üzerine Etki:
Jinekolojik operasyon sonrası bulantı ve kusma şikayetleri olan 120 bayan ile yapılan çift kör, randomize ve plasebo kontrollü çalışmada 1 g toz drog ile 10 mg metoklopamid ayrı ayrı gruplara verilmiş sonuç plasebo grubuyla karşılaştırılmıştır. Zencefil grubunda gözlenen bulantı ve kusma şikayetlerindeki azalmanın plasebo gruba karşı istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür [2].
Dozaj [2]: Kapsül ya da toz drog olarak:
Antiemetik etki için; 0,5-2 g /gün
Dispepside; 2-4 g/gün
Taşıt tutmasında; Seyahatten 30 dakika önce 1 g, semptomların devam etmesi durumunda her
4 saatte bir 0,5-1 g
Ameliyat sonrası bulantı ve kusma; 0,5-2 g/gün
Romatoit artirit ve osteoartiritte; 1-2 g/gün
Yan Etkiler ve İlaç Etkileşimi: Teröpatik dozda herhangi bir yan etki gözlenmemiştir ancak, 6 g drogun alınması sonucu gastrik sistem yüzey epitel hücrelerinde hasara neden olabileceği, ciddi doz aşımı sonucunda santral sinir sisteminde depresyon ve kardiyak aritmiye yol açabileceği bildirilmiştir. Warfarin ile etkileşmediği bulunmuş olmakla birlikte antitrombotik etkiye sahip olması nedeniyle antikoagülan kullanan ya da kanamaya bağlı rahatsızlığı olan kişilerde yüksek dozda kullanımından kaçınılmalıdır. Drogun kollagog etkisi de bulunduğu için safra taşı olan kişilerde doktor tavsiyesi ile kullanılması önerilir. Duyarlı hastalarda dermatit oluşabileceği ve zencefil tozunun inhale edilmesi sonucunda alerjiye neden olabileceği belirtilmiştir. Sülfaguanidinin absorbsiyonunu arttırıcı etkisi olduğundan bu ilaçla kullanımında dikkatli olunmalıdır [2,5,6].
Kaynaklar:
- Baytop T. Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, 2.ed. pp. 357-58, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri (1999).
-
Gruenwald J, Brendler T, Jaenicke C at all. PDR for Herbal Medicines, 2.ed. pp. 362-64, USA, Medical Economics Company (2000).
-
Evans WC. Trease and Evans Pharmacognosy, 15.ed. pp. 277-280, Toronto, WB Saunders (2002).
-
Schuhbaum H, Franz G. Zeitschrift für Phytotherapie, 21, pp. 203-209 (2000).
-
Demirezer Ö, Ersöz T, Saraçoğlu İ, Şener B. Tedavide Kullanılan Bitkiler “FFD Monografları”, 1.ed. pp. 309-314, MN Medical & Nobel Tıp Kitabevi (2007).
-
Chrubasik S, Pittler MH, Roufogalis BD. Phytomedicine, 12, pp. 684-70 (2005).
Yazarlar: Uzm.Ecz. Esra EROĞLU, Dr.Ecz. Sevda PIRILDAR