Şifalı Bitkiler

Tıbbi bitkiler, yağmurlu, sisli ve nemli havalarda toplanmamalıdır! Bitkinin toplaması için en uygun saat 10-16 arası olup yalnızca temiz ve lekesiz olan bitkiler nesli tüketmeyecek şekilde toplanmalıdır (Köküyle birlikte toplanmamalı, tıbbi amaçlı olan kısmı kökü ise seyreltme yoluyla toplanmalıdır). Kurutulmak üzere toplanan bitkiler, kesinlikle yıkanmamalıdır! Yoksa hiçbir biçimde kurutulamaz, kararır ve küflenirler. Bitkinin toplandığı alanların, Devamını okuyun »

02 Eylül 2008

ZENCEFİL (Lat.: Zingiber officinale, İng.: Ginger)

Yazar: Esra | Kategori: Fitoterapi

Ülkemizde özellikle baharat olarak bilinmekte olan zencefil bitkisinin toprak altı kısımları halk arasında yatıştırıcı ve karminatif (gaz giderici) amaçlı kullanılmaktadır. Bilimsel adı Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) olan bitkinin rizomları (yumruları) Zingiberis rhizoma drogunu vermektedir. Çin tıbbında 5000 yıldır kullanıldığı bilinen drogun kokusu kuvvetli ve hoş, lezzeti ise batıcıdır. Bitki Güneydoğu Asya’da doğal olarak yetişmekte ve Hindistan, Nijerya, Tayvan ve Jamaika’da kültürü yapılmaktadır. Tarihi kaynaklarda bitkinin 12. yy. öncesinde Hindistan’da kültürünün yapıldığı kayıtlıdır. Antik Yunan ve Roma döneminde baharat olarak kullanıldığı ve Ortaçağ döneminde Avrupa’da ticaretinin yapıldığı da yine kaynaklarda yer almaktadır. Drog Jamaika ve diğer Batı Hindistan adalarına İspanyollar tarafından tanıtılmıştır. Zencefilin ticareti ise 1547 yılının başlarında büyük miktarda drogun Batı Hindistan’dan İspanya’ya gönderilmesi ile önem kazanmıştır. Drogun içerdiği etken maddeler ve biyolojik aktivitesi üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Yapılan klinik ve deneysel çalışmalar drogun geniş spektrumlu antiemetik olduğunu, in vitro olarak yapılan çalışmalar ve hayvan deneyleri ise antioksidan, antitümorojenik, antilipidemik, immünmodülatör, antimikrobiyal, antiviral etkilerinin olduğunu, aynı zamanda kardiyovasküler sistem üzerinde de olumlu etkilerinin bulunduğunu göstermektedir [1-3]. Devamını okuyun »

31 Mart 2008

Obezite (Şişmanlık)

Yazar: Esra | Kategori: Hastalıklara Göre Bitkisel Tedavi

 

Obezite normal vücut ağırlığını %20 ya da daha fazlası kadar aşmış olma durumudur. Bu durum erkekler için vücut yağ yüzdesinin %25, kadınlar için ise %30 oranında daha fazla olması ile ifade edilir. Obezitenin nedenleri arasında yanlış ve dengesiz beslenme, gündelik alışkanlıklar, fiziksel aktivite yetersizliği, horman bozukluğu ve tiroid problemleri gibi birçok faktör rol oynayabilir. Obezite tipleri vücuttaki yağ hücrelerinin boyutlarına, miktarlarına ve yerlerine göre belirlenir. Kişinin sahip olduğu yağ hücreleri sayısı  Devamını okuyun »

Etiketler: ,

05 Şubat 2008

Selülitte Bitkisel Tedavi

Yazar: Esra | Kategori: Hastalıklara Göre Bitkisel Tedavi

Kişiden kişiye değişen oranlarda ve şekillerde yağ hücreleri içeren deri altı dokusunda, bağ dokusu duvarlarının incelmesi ve yağ hücrelerinin aşırı genişlemesi sonucu oluşan "portakal kabuğu görünümü" olarak tanımlanan bir bozukluktur. Selülit oluşumundan etkilenen bir dokuda lenf damarlarındaki gerilim ve deriyi destekleyen elastik liflerin sayısında azalma görülür. Erkeklerde kadınlara oranla neredeyse hiç görülmemesinin nedeni erkekler ile kadınların doku yapılarının farklılığından ileri gelir. Selülitten etkilenen bölgede Devamını okuyun »

21 Ocak 2008

Alkolizm ve Tedavisi

Yazar: Esra | Kategori: Hastalıklara Göre Bitkisel Tedavi

Alkolizm Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından şu şekilde tanımlanmıştır; "kişinin toplum tarafından belirlenen sınırları aşacak, sağlığına ya da sosyal ilişkilerine zarar verecek miktarda alkol tüketmesi". Yüksek oranda alkol tüketimi ölüm oranında artış, gastrit, ülser, beyin dejenerasyonu, hipertansiyon, kalp hastalıkları, karaciğer yağlanması ve siroz, kas erimesi, sedef hastalığı ve psikiyatrik bozukluklara yol açar. Alkol bağımlılarının Devamını okuyun »

06 Ocak 2008

Antioksidan Bitkiler ve Kanser

Yazar: Esra | Kategori: Fitoterapi

Serbest radikaller bir ya da birden fazla eşleşmemiş elektron taşıyan ve diğer moleküllerden elektron koparma eğiliminde olan atom veya moleküllerdir. Bu tip maddeler ortaklanmamış elektronlarından dolayı reaktif yapıya sahip olduklarından biyolojik sistemde lipid, protein, DNA, karbonhidrat ve enzim gibi önemli unsurlara geri dönüşümsüz zarar  Devamını okuyun »

06 Ocak 2008

Glukozamin ve Kondroitin

Yazar: Esra | Kategori: Bitkisel Kaynaklı Bileşikler

(Glucosamine ve Chondroitin)

Glukozamin ve kondroitin kıkırdak dokunun yenilenmesinde etkili olan önemli bileşikler olup metabolizma tarafından doğal olarak üretilirler. Eklem hastalıkları, romatoid artrit, osteoartrit, kıkırdak ile ilgili hastalıklarda etkili olduğu, hastalık nedeniyle oluşan ağrıyı azalttığı ve diğer belirtilerin azalmasında önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Herhangi bir yan etkiye sahip olmaması nedeniyle kullanımında sakınca bulunmamaktadır. Diyabetli hastaların doktora danışmadan kullanmaması gerekmektedir. Glukozamin ve kondroitin ile ilgili ilaçlar eczanelerde satılmakta olup birçok romatizmal hastalığın tedavisine yardımcı olmaktadır.

Tıp dilinde “psoriasis” olarak adlandırılan sedef hastalığı birçok faktöre bağlı olarak gelişebilir. Bunlardan en önemlisinin genetik faktör olmasına rağmen katkıda bulunan diğer faktörler tamamlanmamış protein sindirimi, bağırsak toksemisi (bağırsak kaynaklı toksin oluşumu, bakterilerin yan ürünleri, vs.), karaciğer işlevinde bozukluk, alkol tüketimi, hayvansal yağların aşırı tüketimi, beslenme faktörleri ve stres olabilir. Çok hızlı bölünen deri hücrelerinin üst üste birikmesi sonucu oluşan lezyonlar şeklinde kendini gösteren hastalıkta etkili tedavi için hastalığa neden olan faktörlerin aydınlatılması son derece önemlidir. Olguların %52’sinde genetik, %39’unda stres faktörü nedeniyle oluştuğu tespit edilmiştir.

Tedavi için öneriler  Devamını okuyun »

12 Kasım 2007

Dünden Bugüne Tıbbi Bitkiler

Yazar: Esra | Kategori: Şifalı Bitkiler|Tıbbi Bitkiler

Bitkilerin tedavide kullanılışı insanlığın ilk zamanlarında ortaya çıkmış, gözlemler sonucu elde edilen deneyimlerin nesiller boyu kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla günümüze kadar gelmiştir. Hayvanların beslenirken kullandıkları bitkilerin gözlemlenmesi zehirli bitkiler konusunda bir fikir oluşturmuş ve bu çerçevede hastalığa göre içgüdüsel olarak seçilen bitkilerin etkileri gözlemlenmiş böylece bitkilerle tedavinin temeli oluşmuştur. Bir süre sonra artan deneyimler, tedavide kullanılan bitkilerin bazı kısımlarını – yaprak, kök, çiçek, meyve, ağaç kabuğu – daha etkili olduğu, bitkinin toplanma mevsimi ve toplanma saatinin aktivitesi üzerinde etkili olduğu gibi  bazı bilgiler edinilmesini sağlamıştır. 19. yy.’da kimya bilimindeki ilerlemeler sonucu bitkilerdeki etkili bileşikler saf halde elde edilmeye başlanmış, 20. yy.’da sentetik ve yarı sentetik ilaç hammaddeleri bitkisel ilaçların yerini almıştır. Son yıllarda tıbbi bitkilere olan ilginin arttığı ve bunlardan elde edilen aktif bileşikler üzerinde yapılan çalışmaların yoğunlaştığı gözlemlenmektedir. Bunun başlıca nedenlerinden biri tedavi alanına sokulan sentetik bileşiklerin bazılarında görülen tehlikeli yan etkilerdir. Bitkisel droglar uzun yıllardır tedavi alanında kullanıldıklarından yan etkileri iyi bilinmektedir. Sentetik ilaçların yan etkilerinin ise kullanım alanına girdikten sonra zaman içinde ortaya çıkması, bitkisel ilaca olan güveni arttırmıştır. Günümüzde bitkilerin tentürleri, çayları ya da standardize edilmiş ekstreleri pek çok rahatsızlık tedavisinde dahilen veya haricen  kullanılmaktadır.

12 Kasım 2007

Fitoterapi Nedir?

Yazar: Esra | Kategori: Fitoterapi

Doğal kaynaklı ilaç hammaddelerini inceleyen bilimdalı olan fitoterapi, dilimize “Bitkisel Tedavi” diye çevrilebilir. Bu bilimin ortaya çıkışı insanlığın ve hastalıkların ortaya çıkışıyla paraleldir. İlk insanlar hastalıkları tedavi edebilmek için öncelikle doğaya koşmuş ve çareyi doğada arayıp doğada bulmuşlardır. Uzak geçmişin doğal reçetelerinin halen birçok hastalığa çare olması, sentetik ilaçların bir takım yan etkilerinin ortaya çıkması, bu bilime olan ilginin artarak devam etmesine neden olmuştur. Bitkilerle Tedavi ya da Bitki Bilimi, herkesin kolayca öğrenebileceği ve reçeteler yazabileceği bir bilim değildir. Çok iyi bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız, her zaman kullandığımız yüzlerce değişik bitkinin faydalı ve/veya zehirli birçok türleri de doğada yetişmektedir. Uzman kişilerin bile çıplak gözle baktığında toksik olup olmadığını ayırt etmekte zorlandığı ve laboratuvar ortamında tanımlamaya ihtiyaç duyduğunu göz önüne alırsak Fitoterapi’ye ne kadar dikkatli ve bilinçli yaklaşmak gerektiğini bir kez daha anlayabiliriz. Günümüzde Farmakognozi (Bitki Bilimi) ve Fitoterapi (Bitkisel Tedavi), Eczacılık Fakültelerinde teorik ve pratik ders olarak okutulmakta olup bu bilimle ilgilenmek isteyenlerin bu fakültelerden profesyonel yardım almaları gerekmektedir. 

 



Antiparantez

Bu site, son zamanlarda bitkilerle tedavi konusunda meydana gelen gelişmeler nedeniyle doğru bilgilendirme amacı taşıyarak kurulmuştur. Tıbbi bitkiler, kullanımı çok da masum olmayan, yan etki ve toksik etki gösterebilen, ilaçlarla etkileşebilen içeriklere sahiptirler. Kullanımları son derece bilinçli ve dikkatli olduğu sürece fayda sağlarlar. Bu konuda uzman kişiler tarafından yönlendirilmek gereklidir. Tıbbi bitkiler, kullanılışları ve yan etkileri hakkında danışmak istediklerinizi iletişim formumuzu doldurarak öğrenebilirsiniz.